Bugün: 06 Eylül 2010 

Haber Ara:

 
Günün Haberleri Bize Ulaşın Üyelik Reklam Spor Röportaj Arşiv Yazarlar

-- Günün Manşeti --

Hıdır’dan “ Referandum sonrası hastane..” sözü

Faydalı linkler

Döviz Kurları
1 USD = 1.5581 YTL
1 EUR = 1.9584 YTL
1 GBP = 2.3362 YTL

Hava Durumu - Marmaris
Hava Durumu


Reklam irtibat formu

Web Tasarım: Sayfa.NET
Toplam Ziyaret :

 

Sosyal demokratların dönüşü muhteşem olacak mı?


Onlar ki kutupta güneş, çölde serap gibi azdılar. Cesur, beyefendi ve yalnızdılar.
Onlar ki Aydın Güven Gürkan ya da Ercan Karakaş'tılar... İsmail Cem ya da Fikri Sağlar'dılar...
Murat Karayalçın ya da Hikmet Çetin'diler...

Ne güzel ağabeylerimizdi onlar... Bu memlekette hem centilmen hem de siyasetçi, hem Atatürkçü hem de sosyal adaletçi olunabileceğini gösterir, hep aynı tip siyasetçi görmekten kararmış ruhumuza deva olurlardı.

Hoş zamanlardı o zamanlar. Canan Arıtman ırkçılığının henüz bulaşmadığı ve emekçi kesimleri unutmamış sosyal demokrat partiler vardı. Hem de 12 Eylül'ün izleri henüz taze olmasına rağmen.

Ekonomimiz henüz çökertilmemiş, meydan AKP'ye bırakılmamış, “ılımlı İslam” daha formüle edilmemişti.Sonra devir değişti, o güzel insanlar atlarına binip gittiler. Bazısının ömrü vefa etmedi, bazısı küsüp köşesine çekildi, bazısı da öğütüldü siyaset çarkları tarafından.

SHP tarih oldu, CHP sosyal demokrasiyi bırakıp ulusalcı olmaya karar verdi. Hatta öyle zamanlar gördük ki değişimden yana olan değil, değişime direnen parti durumuna düştü. Sonra yıllar geçti, CHP lideri Deniz Baykal bir gün hatırladı sosyal demokratları. Murat Karayalçın'ı Ankara'da Melih Gökçek'in karşısına dikti önce. Sonra Ercan Karakaş'ın gündeme gelmesini sağladı.

Belli ki o da farkındaydı bir şeylerin eksik olduğunun. Sosyal demokrat olmazsa CHP'nin Kanyon'daki temizlik işçisinden çok oraya alışverişe giden Helin Avşar tipinde kızların partisi olarak kalacağını bizden iyi biliyordu.

Belki de aklında gizli bir takvim vardı Deniz Baykal'ın. Sosyal demokratları yeniden kazanmak için en uygun zamanı bekliyordu.

Belki de ben safın tekiydim. Durup dururken iyimserliğe kapılıp olmayacak duaya amin diyordum. Ama ne olursa olsun, gazetelerde Ercan Karakaş'ı yeniden görmek bile güzeldi.

Bu köşe yazısı dün Vatan Gazetesi'nde Tuna Kiremitçi imzası ile yayınlandı. Bugün bu yazıyı özellikle köşemize aldık. Geçtiğimiz gün kulislere şu haber düştü. “ CHP' nin adayları belirleyen, araştıran, heyeti bazı bölgelerle ilgili çalışmalarını tamamlayıp hazırladıkları listeyi MYK' ya, yani parti üst yönetimine sundu. Marmaris isminin karşısında ALİ ACAR isminin olduğunu dün itibari ile öğrendik. Zaten geçtiğimiz Perşembe akşam haberlerinde Marmaris'in 2. tv' si konuya açıklık da getirdi. Ancak tabii ki CHP Genel merkezi Marmaris'e resmi bir bildirim göndermediği için bu haber öylesine bir haber gibi sunuldu. Tam iş bitmiş olsa idi bu kadarla geçiştirilmez idi. Belki bu saatlerde belki de pazartesiye bu açıklamanın sonucunu öğrenecek Marmaris kamuoyu. Biz bunları bu köşe yazısının altına neden yazdık biliyor musunuz. CHP' nin Marmaris için bırakın Bilgin'i . Çünkü o Marmaris kamuoyu tarafından yakınen tanınmadığı için böyle söylüyoruz. CHP , Marmaris için, Ethem Sayar gibi bir isim açıklamış olsa idi , bu açıklama yukarıdaki yazarın görüşlerine uyumlu bir açıklama olurdu bu. Marmaris o zaman CHP' den umudu olan bir ilçe olabilirdi. Ali Acar isminin tekrar açıklanmış olması Marmaris CHP' nin tümünün sevineceği bir açıklama olmamıştır. Onun için yukarıdaki yazıda adı geçen solun sembol isimleri gibi bir iç rahatlığı sağlamamıştır Marmaris için Acar ismi. Bu ndan da öteye daha da önemli bir saptama daha yapalım bugün.Bakın bir başka köşyeşe yazaırı dün neler yazmış köşyqesinde.


Baykal kazanırken CHP kaybetti

1994 mahallî idareler seçiminde, ismi en son açıklanan aday -sadece RP'de değil bütün partiler arasında- Recep Tayyip Erdoğan idi. Necmettin Erbakan'ın, bugünün başbakanını 1994'te partisinden İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına aday gösterirken çok tereddüt yaşadığı ve zor karar verdiği belliydi. Yaşadığı tereddüde bakarak Erbakan'ın ferasetini iki önemli noktada takdir etmek gerekir. Birincisi, RP'nin Tayyip Erdoğan dışında bir isimle İstanbul'u kazanma şansı yoktu; Erbakan'ın kararı isabetliydi. Şayet RP başka bir ismi aday gösterseydi İstanbul'u alamayacaktı. İstanbul'u alamamış bir RP'nin 1995 seçimlerinde aldığı oyu kazanması imkânsız olacaktı.

İkincisi yaşadığı tereddüdün sebebine dair: Geleceğin liderine, yani rakibine kendi kararı ile yol vermiş olacaktı. Erbakan, hem yaşadığı tereddütte hem de verdiği kararda haklı çıktı. Hem partisinin önünü açtı hem de bugünün liderini tarih sahnesine çıkartmış oldu. Türkiye'nin geride bıraktığı son 15 yılda, bu kararın giderek artan ağırlığını, yani Recep Tayyip Erdoğan fenomenini kim inkâr edebilir?

Erbakan'ın sahip olduğu ferasetin bir benzeri Deniz Baykal'da yok. 1994 yılında Erbakan'ın karşısında duran açmazın bir benzeri Baykal'ın önüne çıktı. Baykal, İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'i İstanbul'a aday göstermek konusunda tereddüt yaşadı. Farkını kısa zamanda fark ettiren ve tıpkı 1990'ların başında Tayyip Erdoğan'ın teşkilatçılığının ve yenilikçiliğinin bir benzerini sergileyen bu politikacı, CHP için çok ciddi bir şans olabilirdi. Benim hayıflandığım şey, bu şansın sadece İstanbul için değil bütün Türkiye için ileride bir fırsata dönüşmesi ihtimaliydi. Gürsel Tekin, 1994'ün Tayyip Erdoğan'ını hatırlatan dinamizmi ve refleksleriyle CHP'yi dönüştürebilecek bir isimdi. CHP, sahip olduğu potansiyeli hayata geçirmemek için keçi gibi direnen bir parti. Demokrasinin en temel kuralı: Muhalefet geleceğin iktidarıdır. CHP, bu iddiayı duruşu ile sistematik olarak reddetti. Demokrasilerde siyasî partiler, serbest piyasa düzenine benzeyen bir sistem içinde hareket ederler. Her parti, optimum oy dengesini yakalamaya çalışır. Kendisini halkın taleplerine göre biçimlendirir; herkesin cebinde var olan tek değeri yani oyu, bu alışveriş karşılığında talep eder.

CHP'nin normal bir muhalefet partisi olarak iktidar adayı haline gelmesinin sade ve basit bir kuralı var. Bugüne kadar yaptığı şeylerin tersini yapmak. CHP'den çıkan farklı seslerin bu kadar canlı karşılık görmesinin sebebi de bu. CHP'yi bir anda canlandıran çarşaf açılımının ve halka yaklaşan örgütsel girişimlerin mimarı olan Gürsel Tekin, bu yüzden çok ilgi gördü. Ama Baykal, CHP için devrimci bir sembole dönüşen bu ismin önünü kapattı. Aslında CHP'nin önünü kapatmış oldu.

CHP, Baykal'ın İstanbul kararı ile bu umudu bir başka bahara bıraktı. Baykal'ın artık potansiyel bir rakibi yok. Gürsel Tekin'i aday yapmayarak, Kemal Kılıçdaroğlu'nu da aday yaparak devre dışı bırakmış oldu. Sonuçta Baykal kazandı, CHP ise kaybetti. Kılıçdaroğlu, birçok meziyeti olan bir isim. Ama bu meziyetleri arasında İstanbul'a uyanı yok. Var olan popülaritesi, AK Parti'nin seçimi kendi lehinde magazinleştirmesine hizmet edecek. Niye mi? Çünkü İstanbul seçmeni Ankara'dan atanan bir müdür değil, bir belediye başkanı seçecek.

Nasıl. CHP için ne kadar da doğru bir tanımlama yapmış bu köşe yazarı. İnsanlar ve de sağ duyulu CHP' liler ; hem ülkede ve hem de Atatürk'ün kurduğu bu partinin Marmaris kentinde bu tür gelişmeleri umutla bekliyor. Ama bu umut da Acar ismi ile bir kere daha şansını bu kentte kaybetmiştir.

04-02-2009

Bu yazı 2986 kez okunmuştur.

Yazara ait geçmiş yazılar

 


Sahibi
Marmaris
Yeni Sayfa Gazetesi
Basın Yayın Ajans Hizmetleri adına
Süleyman Doğa TONBUL

Yazı İşleri Müdürü
Sadi TONBUL
Muhabirler
Cihan ALTUT
Halil İbrahim Soydan
Hamdi KAYA
Berna TUNCEL
Sayfa Editörü
Cihan ALTUT

Merkez: Ulusal Egemenlik Cd. 29/2
(Şekerbank karşısı) Marmaris

Tel: 0252 412 81 64
Fax: 0252 412 81 65

Baskı
YENİSAYFA MATBAASI
Tel: 419 16 35
Fiyatı: 50 YKr
Abone: Aylık 20 YTL
yat marin

Bu gazete Basın Meslek ilkelerine uyma kararı almıştır. Gazetemize gönderilen yazılar iade edilmez. Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Marmaris Yeni Sayfa Gazetesi Basın Yayın Ajans Hizmetleri ile telif sözleşmesi bulunmayan ve anlaşması olmayan yazı ve yazarlara telif ücreti ödenmez.